facebook, ilham verici, mutlu, oylesine, sosyal medya, twitter

Wikipedia’dan #WeMissTurkey Kampanyası

Wikipedia ansiklopedisine yaklaşık 10 ay önce Türkiye’den erişim engeli geldi ve bu kadar süredir Wikipedia’ya girilemiyor.
Wikipedia bunla ilgili dün gece sosyal medya hesaplarında bir kampanya başlattı. Resmi sosyal medya hesaplarında profil fotoğrafını değiştirip bir de açıklama yapan Wikipedia #WeMissTurkey (Türkiye’yi Özledik) hashtag’ini kullanmaya başladı.

Wikipedia’nın açıklaması şu şekilde:
“Bir sabah uyansanız ve Wikipedia’ya erişemeseniz ne hissederdiniz? Türkiye’de bu olay yaklaşık 10 ay önce yaşandı. Türkiye’de yaşayan 80 milyon insan bir anda Wikipedia’yı okumaktan ve Wİkipedia’ya destek vermekten alıkonuldu. İşte bu yüzden bu hafta boyunca Türkiye ile ilgili bilgiler paylaşacağız.
#WeMissTurkey hastagiyle bize Türk kültürüyle ilgili soruları sorun ve biz de bütün bir hafta boyunca bilgileri güncelleyelim.”
Ayrıca Wikipedia, sosyal medya hesapları için özel olarak geliştirilen çerçeveyi de kullanıcıların kullanmasını istedi.

Wikimedia UK (Birleşik Krallık) hesabı da kampanyaya “Size Türkiye’nin yemeklerini ne kadar sevdiğimizden bahsetmiştik. İşte sevdiğimiz yiyecekler…” şeklinde esprili bir notla katıldı.

wikiuk

Bakalım bu kampanya nasıl devam edecek ve nasıl sonuçlanacak?

deney, dijital, dijital detoks, konfor alanı!, oylesine, sosyal medya, Uncategorized

dijital mi detoks?

dijital detoksmuş.

google’a sorayım dedim böyle bişey var mı diye, yani sözlük açıklaması filan, hakikaten varmış.digitaldetoxne diyo kısaca?

dijital detoks: stresi azaltmak veya gerçek dünyadaki sosyal etkileşime yönelmek amacıyla bir insanın elektronik cihazları (akıllı telefon, bilgisayar vs gibi) kullanmayı bıraktığı zaman dilimi.

vay arkadaş…

hangi ara böyle şeylere ihtiyaç duyar olduk?

oturup black mirror izlemeyi biliyosun da orada işlenen konulara adım adım çok yaklaştığımızın da farkında mısın?

geçen hafta 14 yaşında bir kız, bir şapka markasının reklam yüzüymüş, lakabı “Dolly”, internette uğradığı saldırılara dayanamayıp intihar etti. link koyuyorum ama bak hemen gitme. dur oku bunu, çok yazmicam zaten. sonra ona bakarsın. ne diyodum. avustralya’da. bak avustralya diyorum. google’da görsel aratınca kanguru fotoğrafı çıkan bir ülke burası. böyle bir yerde, 14 yaşında bir kız “internet zorbalıklarına dayanamayarak” intihar ederse, sen o şapkayı çıkarıp karşına koyup biraz düşüncen hacı. bu iş nereye gidiyor, neresinden tutsan elinde kalıyor – napsan işine yarıyor, hayatının ne kadarı neyle geçiyor, zamansızlıktan şikayet ederken hayatında internet bir şekilde olan kişilerin günde ortalama 7 saat herhangi bir ekrana baktıklarını ve bunun yaklaşık 3 saatinin akıllı telefon ile geçtiğini biliyo musun? sonra spor yapamam, kitaba zaman yok, en yakın arkadaşını “öylesine” en son ne zaman aradın?

biraz telefona değil de aynaya baksan. selfie çekerken nasıl gözüktüğünü merak ettiğin için değil, mecazi anlamda işte, ya da gerçekten git bak ve konuş kendinle.

sende de sürekli izleniyormuşsun hissi var mı? o an bile rahat konuşabiliyor musun kendinle, merak ettim.

lisede bir ara aynı sınıfta olduğun ama senelerdir iletişim kurmadığın kişilerin bazen ayakları bazen yakın plan kafaları, ofisten arada kafanı bir kere aşağı indirerek selamlaştığın kişilerin yazın bitmek bilmeyen yunanistan tatil fotoları ve kışın da yazın çekip paylaşmadıkları şeyleri paylaşmaları, her ama HER CUMA mutlaka rakı kadehini tokuşturanların boomerang’ları, her ama HER CUMARTESİ sabah koşmaya filan gidenlerin sahilde zıplayarak X olma boomerang’ları, kışın limitsizce yazı özleyip yazın off çok sıcak diye dudak bükenler… liste uzar gider. gizli gizli şeyma’ya, kerimcan’a, viktoryassikrıt encıllarına filan baktığını herkes biliyor, saklama şimdi. beyninde nasıl karışık ve dolu bir veritabanı var… bunların arasında ordan burdan takip ettiğin kaliteli içerik üretenler veya can arkadaşların da oluyor ama hem arada kaynıyor, hem de muhabbetin baltalanıyor hacı farkında mısın? artık arkadaşının en son nerede ne yaptığını bilir olduğundan onla bir araya gelince 7.dakikada filan konuşacak şeyin tükeniyor ve manzara şuna dönüyor:

cellphones

annenin, aysel teyze’nin filan orda olmasına ilk başlarda şaşırıyodun, ya şimdi? günler bile wassap gruplarından yapılıyor, altınlar bitcoin’le takas ediliyor, gıybetler için bir araya gelip kahve içmek yerine screenshot’larla mesajlaşmalar akıyor, eskiden löp löp yaprak sarmaları götüren nurcan hala botoks yaptırıyor, babalar kahvede pişti yerine telefondan poker oynuyor, gündelik hayatta görmezden gelebildiğimiz şeyleri iki mavi tık ile görmezden gelemiyoruz

madem online’sın neden bana yazmadın kavgaları, birbirinin telefon şifresini bilmenin birbirine aşırı güvenmek olduğunu sa(vu)nan çiftlerin iç acıtıcı halleri, kalem kitap tutmak için gelişmesi gereken parmakların tablet açmak için gelişmesi ve bebeler yutub’dan kendi istediği videoyu açınca ailelerin aferim akıllı çocuğuma nidaları. ha tabi sonradan yavrum bırak şunu artık elinden’e hızlıca geçiş var, unutmamak lazım.

karikatur-facebook3

daha sayayım mı?

dijital detoksmuş…

her bir platformun ayrı güzelliği olmasının yanı sıra ayrı dark side’ı var. artık akıllı cihazında hangi uygulamada ve ne kadar zaman geçirdiğini kaydedip sana ayar veren uygulamalar var. bunları da bile isteye sen indiriyosun ha.

çıldırıyoruz. ve bu daha başlangıç.

irade sıfır, bilerek isteyerek bişey okumak sıfır, kitap filan hak getire, varsa yoksa boynu bükük sosyal medya takibi.

bunların bir de senin algını nasıl yönettiği, isteklerini&hayallerini nasıl tükettiği ve seni nasıl mantıksız hareketlere sürüklediği filan apayrı. oralara girmeyeyim. girmeden döneyim ben hatta hacı, konu baya dağıldı çünkü, ben baya darlanmışım sanırım.

arada bir kaç kez telefonsuzluk denemem oldu. yogalı filan öyle bişey de değil, evde baya, kendi kendime, telefonu komple kapatıp, çekmeceye koyup 2 gün hiç bakmadan geçirdiğim filan. gerçekten iyi gelmişti, o ayrı. ama son dönemlerde bu kirlilikten gerçekten çok bunaldım. meditasyon filan yapayım desem, ki öyle aşırı yapıyorum çok yogik yaşıyorum filan yok ha, deniyoruz işte kendi kendimize, sessizce oturmak diyelim sadece, sessiz bir ortamda sessizce oturmaya çalışmak, o da olmuyor ki, beynin 8x kirlendiyse yapmaya çalıştığın meditasyon 0,8x filan bile temizlemiyor.

meditasyon yaparken fotoğrafını çektiren var hacı.

dijital mi detoks?

neyse.

gözümün önüne böyle kareler gelmesinden, gereksiz kişilerle ilgili gereksiz bilgiler biriktiriyor olmaktan, ondan bundan şundan biraz(?) darlanıp telefonda bir temizlik yaptım ve bir süre sahalardan uzağım.

işime yarayan ne var; twitter ve linkedin. buralar dışında her yerden (insta, feysbuk filan) elimi çektim. dijital detoksmuş. tam o değil benimki aslında da. sayılır.

övünmüyorum bu arada ha, iradeli bir insan olsam zaten mesela “o son 5 kilo”mu da verip kötü alışkanlıklarımı çoktan bırakmış olurdum.

gel abi sen de yap, bi dene bakalım filan yok. sen ne istiyosan onu yap hacı, kim ne karışır, bakalım ben bi tur bunu göreyim dedim, umarım bir süre dönmem sahalara. bakalım. görcez.

sonrasında neler düşündüm onu da paylaşcam kadjsldkjlaskj yok be ne paylaşcam. bazı konularda bir miktar konuşmak yeter.

ha ama eğer bu yazı iyi ya fena değil filan deyip birileriyle paylaşmak istersen ateşle ya, şeyapma ahjsdajsdhjsd

hadi eyvallah.

2018, facebook, filmora, instagram, messenger, snapchat, sosyal medya, twitter, whatsapp, youtube

2018’DE SOSYAL MEDYA DÜNYASINI NELER BEKLİYOR?

En kolay kullanılan video düzenleme uygulamalarından biri olan Filmora, bu sene de son bir kaç senedir yaptığı gibi 2018’de sosyal medya dünyasının tahmin edilen kullanım oranlarını bir infografik ile derlemiş.

AI (artificial intelligence – yapay zeka) ve AR (augmented reality – arttırılmış gerçeklik) gibi teknolojinin gelişme ve yayılma hızını göz önünde bulundurunca önümüzdeki senelerde neler görebileceğimizi tahmin etmek gittikçe zorlaşsa da Filmora’nın bu konuda genel anlamda başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Video kullanımı gittikçe artacak. Facebook, Snapchat, Instagram ve Twitter video kullanımına yönelik yatırımlarına devam edecek.

Video kullanımına ek olarak canlı yayın paylaşımları artmaya devam edecek. Facebook canlı videolarının normal videolardan 3 kat daha uzun süre izlendiği göz önünde tutulursa videonun gücü ve önemi daha iyi anlaşılabilir.

Snapchat’ten sonra Instagram, Facebook ve hatta Whatsapp’a kadar gelen “hikaye paylaşımı” artacak ve daha efektif kullanılacak.

AR dünyasının yaratıcı ve inovatif yönleri hayatımızda daha çok yer alacak.

Chatbot ve AI kullanımı sayesinde markaların müşterileriyle daha iyi bir bağ kurması sağlanacak ve anlık iletişim artacak.

“doğuştan dijitalciler” olarak bilinen, 1995 – 2012 arasında doğan Z jenerasyonu kullanımı çok etkileyecek ve aslında en çok onların eğilimi oranları belirleyecek.

Tam bir Türkçe karşılığı olmayan fakat “etkileyen pazarlaması” gibi çevrilebilir bir terim olan  “influencer marketing” yatırımları artışta olacak. Bu yöntem ile markaların çok iyi etkileşim oranlarına çıktığı ortada.

Bir çok uygulama için o uygulamaya akıllı cihazdan erişim oranı masaüstünden erişim oranından daha fazla. Bu artışa devam edecek ve tabii buna paralel olarak akıllı cihaz kullanan insan sayısı da gittikçe artacak.

Sosyal mecralardan mesajlaşmada ise yine Whatsapp zirvede. Onu Messenger ve Wechat izliyor.

Yukarıdaki linklerde yer alan bilgileri derleyip kendi verilerini de ekleyerek sosyal medya dünyası için “2018 falı” oluşturan Filmora tahminlerinde ne kadar doğru çıkar bekleyip göreceğiz fakat ne olursa olsun bu pazarın gittikçe büyüdüğü bariz bir şekilde gözüküyor!

Sizin tahminleriniz nasıl?