Uncategorized

10.01

çok klişe bir şekilde 2018 beklentileri temalı bişeyler yazayım, 2 hayal kurayım diye diye 19-20 gün filan oldu.

2018 geldi, 10 gün bile geçti, bugün çarşamba oldu, hafta çarşamba bitince diğer kalan 2 gün göreceli rahat geçiyor, hafta sonuna az kaldı gibi geliyor, bir son dakika golü olmazsa da gerçekten o 2 gün de hemen geçiyor, ha geçiyor da noluyor, hafta içi zaman 2x yavaşlıyorsa hafta sonu 8x hızlanarak geçiyor ve yine pazartesi sendromu hafifletmek için elimizde long drink’lerimizle (büyük bardak çay) netflix’te bişey bulmaya çalışıyoruz. bir de öyle bir döngü girdi hayatımıza, ya da hayatıma mı demeliyim, bilemedim, ama bir çok kişinin benzer bir döngü yaşadığını düşünüyorum, ne izleyeceğine karar verememek. “hadi bişeyler izleyelim” ile play tuşuna (tuş dediğimiz de ipad ekranındaki bir işaret) basma arasında geçen süre sürekli uzuyor, dipsiz netflix, allahsız netflix, hdfilmcehennemi’nde filan olsa izlemeyeceğimiz diziler netflix’te olunca “abi çohiyi” oluyor, distopik oluyor, tamam çekimler iyi de allasen nerde o eski diziler, heyecanlı bekleyişler, eski dediğim de breaking bad zamanları filan, br ba. ne diyodum, netflix’te bişey bulmaya çalışıp bulamadıkça ve zaman geçtikçe bu sefer de “film açsak 2 saat 47 dk, 3 saat de sen ona, saat 10’u geçti, geç yatmasak mı ne” filanlar giriyor, bir de o kadar alışmışız ki evde izlemeye artık her şeyi, sinemalar zorlamaya başladı mı seni de karşim? tek ara var ya hani, istediğin zaman durdurup mola veremiyosun. geçen bundan şikayet edeni de duydum. really.

işte o yüzden alışmakla şımarmak arasındaki çizgiyi iyi belirlemek lazım ki, doyumsuzluk yüzünden dertlenmeyesin.

alışmakla ilgili negzel sözlerimiz var, aç kulağını dinle karşim, ya da yaz bi yere, al kopi peyst: alışmadık g.tte don durmaz, alışmış kudurmuştan beterdir, alışmış kursak bulamacını ister, insan göre göre hayvan süre süre alışır; bak bunları hep demişler, hepsi de doğru değil mi ama? en çok hangisi doğru sence, yani sana “işte bu” dedirten ne oldu? ben karar veremedim şimdilik.

gençliğimde bir yerde okumuştum, “insan önce alışır sonra sever” diyodu, kim dediydi bunu ya? bi kitapta mı görmüştüm? dur hatırlıcam. neyse. bu arada bence neyse >> aynen (neyse büyükbüyük aynen). abicim tiksindim kelimeden ya, bir aynen’le günler geçiyor, kavgalar tartışmalar başlamadan bitiyor, millet beyinsizleştikçe aynen diyor ve bulaşıcı hastalık gibi mk, karşılıklı aynen’leşerek vedalaşıyoruz artık. ama neyse öyle mi ya, neyse negzel bağlıyo bissürü şeyi, nys diyosun geçiyo, ne diyodum, insan önce alışır sonra sever hı, ben buna katılıyorum bak, bu doğru. hakkaten de manitasyon işleri de olsa kanking de olsa ofis durumları da olsa önce bi insana veya o hisse biraz bi alışıyosun he, tavrına bakışına sesine filan, sonra ufak ufak geliyo sevme kafası, veya sevmeme. gerçi sevmeme çok ani de gelebiliyo, o çok ince. o biraz korkutucu değil mi sence de? son dönemlerde güzel kafalı insanlar arada diyor ya, sevgisiz kaldık, sevgi bizi kurtaracak, love is all we need filan, katılıyorum he, hakkaten, ben de düşünüyorum bunu, bizi neyden ne kurtaracak belirsiz, buradaki x’ler y’ler çok değişebilir, ama delirmekten ve şiddetten sevgi kurtaracak gerçekten, kurtarabilir. o nedenle elini kötü alıştırma karşim, sevgini korkarak kullanma, korkuyla sevgi birbirini trollemek için kıyasıya tespit üretirler, kanma onlara, aynen de geç, dinleme, uza.

şarkıcı toraman “nasıl oloyor zaman bir türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor” demişti, bilmem hatırlar mısın, hatırlamazsan da gugıllarsın belki, ya da üşenirsin, ben ne bileyim, aç bişey izle.

bişeyler okuyunca bana hayat güzel geçiyor, ben onu anladım, ışıklı şeyler beni yoruyor karşim, 32 yaşındayım, yoruyor, bütün günümüz sabah uyandığımızdan itibaren o kadar yapay ışık, ısı, nesne, gülümseme, aynen’leşme, ses arasında geçiyor ki gün – arada kaçamak yaratmazsan o ince sevmeme çizgisini hemen kaybedebilirsin he, dikkatli ol karşim. önce kendine sabrın, sevgin, saygın olsun ki gerisi gelsin. zincirleme. kafanın içinde teletabilerin “hayat sevince güzel” şarkısıyla el ele dans etmelerini bir tek sen sağlayabilirsin, unutma e mi karşim, hadi bakalım, mesajsız da bitiremedim ya la yazıyı, kendine iyi bakıyosun tammmam? ayyynen.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s